Said Nursî kimdir? Hayatı, eserleri ve fikirleri

Said Nursî kimdir? Bediüzzaman'ın 1877'de Nurs'ta başlayan hayatını, Eski Said ve Yeni Said dönemlerini, sürgün yıllarını, eserlerini ve fikirlerini anlattık.

Maksat 114 6 dk okuma

Risale-i Nur'dan bir cümle okuyan, bir derste adını duyan ya da bir kitabın kapağında bu ismi gören pek çok kişinin aklına aynı soru gelir: Said Nursî kimdir? Bir âlim, bir mütefekkir, bir mücadele insanı… Hepsi doğru, ama hiçbiri tek başına yeterli değil.

Bu yazıda Bediüzzaman Said Nursî'nin 1877'de Bitlis'in küçük bir köyünde başlayıp 1960'ta Urfa'da sona eren hayatını ana çizgileriyle anlatıyoruz: çocukluğu ve tahsili, Eski Said ve Yeni Said dönemleri, sürgün yılları, eserleri ve bugüne kalan mirası.

Said Nursî kimdir? Kısa bir tanım

Bediüzzaman Said Nursî (1877–1960), Risale-i Nur Külliyatı'nın müellifi olan İslam âlimi ve mütefekkiridir. Hayatını, Kur'an'ın iman hakikatlerini modern çağın insanına akla ve kalbe birlikte hitap eden bir dille anlatmaya adamıştır.

Seksen üç yıllık ömrü, Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk otuz yılına yayılır. Medrese tahsili, İstanbul yılları, Birinci Dünya Savaşı'nda cephe ve esaret, ardından yaklaşık çeyrek asır süren sürgün ve hapis hayatı… Bu dönemlerin hepsinde değişmeyen tek şey, imana hizmet gayesidir.

Çocukluğu ve tahsili: Nurs'tan medreselere

Said Nursî, 1877'de Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde doğdu. Babası Sofi Mirza, annesi Nuriye Hanım'dır. "Nursî" adı da doğduğu bu köyden gelir.

İlk derslerini ağabeyi Molla Abdullah'tan aldı; ardından Doğu Anadolu'nun farklı medreselerinde okudu. Bir yerde uzun kalmayan, sorularıyla ve hafızasıyla hocalarını şaşırtan bir talebeydi. Kaynaklarda, Doğubayazıt'ta Şeyh Mehmed Celâlî'nin yanında medrese kitaplarını kısa sürede okuyup henüz on dört yaşlarındayken icazet aldığı anlatılır.

Gençlik yıllarında Siirt, Bitlis, Mardin ve Van'da bulundu. Van'da Vali Tahir Paşa'nın konağında kaldığı yıllarda tarih, coğrafya, matematik, astronomi ve felsefe gibi alanlarda da okudu. Din ilimleriyle fen ilimlerini birlikte ele alma fikri, hayatının en önemli ideallerinden biri olacaktı.

Bediüzzaman lakabı nereden geliyor?

Bediüzzaman, "zamanın eşsiz güzelliği, zamanın harikası" anlamına gelir. Bu lakap ona genç yaşta, ilmi ve olağanüstü hafızası sebebiyle verildi. Hayatını anlatan Tarihçe-i Hayat'ta, Siirt'te âlimlerle yaptığı ilmî sohbetlerden sonra Molla Fethullah Efendi'nin onu bu isimle andığı aktarılır.

Gençliğinde "Molla Said-i Meşhur" diye de tanınırdı. Kendisi ise eserlerinde çoğu zaman yalnızca "Said" demekle yetinir; yaptığı hizmetin değerini kendi şahsına değil, Kur'an'a ve onun hakikatlerine bağlar.

İstanbul yılları ve Medresetü'z-Zehra

1907'de İstanbul'a geldi. Aklında büyük bir proje vardı: Doğu Anadolu'da din ilimleriyle fen ilimlerinin birlikte okutulacağı bir üniversite. Bu okula Medresetü'z-Zehra adını verdi.

İstanbul'da bu proje için çeşitli girişimlerde bulundu; Meşrutiyet döneminin fikrî tartışmalarına katıldı, makaleler yazdı. 1911'de Şam'daki Emevî Camii'nde, sonradan Hutbe-i Şamiye adıyla yayımlanan meşhur hutbesini okudu. Bu hutbede İslam âleminin geri kalmasının sebeplerini ve çarelerini anlattı; ümitsizliği en büyük hastalıklardan biri olarak gösterdi.

Aynı yıl Sultan Reşad'ın Rumeli seyahatine katıldı ve Medresetü'z-Zehra için destek buldu. Okulun temeli 1913'te Van Gölü kıyısında atıldı; ancak Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla bina tamamlanamadı.

Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder.

Bediüzzaman Said Nursî, Münâzarât

Birinci Dünya Savaşı ve esaret

Savaş başladığında Said Nursî, talebeleriyle birlikte gönüllü olarak Doğu cephesinde yer aldı ve gönüllü birliklere komuta etti. Kur'an'ın icazını anlatan Arapça tefsiri İşârâtü'l-İ'câz'ın önemli bir kısmını da bu yıllarda, cephede talebelerine yazdırdı.

1916'da Bitlis'in savunması sırasında yaralanarak Ruslara esir düştü ve Rusya'nın Kostroma şehrindeki esir kampına gönderildi. Yaklaşık iki yıl süren esaretin ardından 1918'de, Rusya'daki ihtilal karışıklığı sırasında kaçtı ve uzun bir yolculuktan sonra İstanbul'a döndü.

Eski Said'den Yeni Said'e

İstanbul'a döndüğünde itibarlı bir konumdaydı: Dârü'l-Hikmeti'l-İslâmiye adlı yüksek dinî kurula üye seçildi. İşgal yıllarında Hutuvât-ı Sitte adlı eseriyle halkı işgale karşı uyanık olmaya çağırdı.

Fakat bu yıllar, onun iç dünyasında büyük bir değişimin de başladığı yıllardır. Savaşın, esaretin ve dünyanın geçiciliğinin açtığı derin sorgulamayla Eski Said geride kalmaya başladı. Felsefe ve toplumsal meselelerle iç içe geçen yılların yerini, bütün gayretini Kur'an'a ve iman hakikatlerine yönelten Yeni Said aldı.

1922'de Ankara'ya davet edildi ve Meclis'te karşılandı. Ancak orada beklediği ortamı bulamadı; kısa bir süre sonra Ankara'dan ayrılıp Van'a gitti ve Erek Dağı eteğinde inzivaya çekildi.

Sürgün ve hapis yılları: Barla'dan Emirdağ'a

1925'te Doğu'da yaşanan olaylarla bir ilgisi olmamasına rağmen Van'dan alınarak Batı Anadolu'ya sürgün edildi. Önce Burdur'a, ardından 1926'da Isparta'nın Barla köyüne gönderildi. Risale-i Nur'un doğduğu yer burasıdır: Külliyatın ilk risaleleri ve Sözler'in büyük kısmı Barla'da yazıldı.

Barla'yı takip eden yıllar sürgün, gözetim ve mahkemelerle geçti. Eskişehir, Denizli ve Afyon'da yargılanıp hapis yattı; Kastamonu ve Emirdağ'da gözetim altında yaşadı. Bütün bu yıllarda yazmayı bırakmadı. Yazdıkları, talebeleri tarafından elle çoğaltılarak Anadolu'nun dört bir yanına ulaştı.

Bu yıllardaki tavrı da dikkat çekicidir: Gördüğü haksızlıklara rağmen asayişi bozacak her türlü harekete karşı durdu, talebelerine de sabrı ve hizmeti tavsiye etti. Bu yaklaşım müsbet hareket olarak bilinir.

Kronolojiyle Said Nursî'nin hayatı

  • 1877:* Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde doğdu.
  • 1890'lar:* Doğu Anadolu medreselerinde okudu, genç yaşta icazet aldı, "Bediüzzaman" lakabıyla anılmaya başladı.
  • 1907:* İstanbul'a geldi, Medresetü'z-Zehra projesini anlattı.
  • 1911:* Şam'daki Emevî Camii'nde Hutbe-i Şamiye'yi okudu.
  • 1914–1916:* Doğu cephesinde gönüllü birliklere komuta etti, İşârâtü'l-İ'câz'ı yazdırdı.
  • 1916–1918:* Rusya'da esir kaldı, kaçarak İstanbul'a döndü.
  • 1922–1923:* Ankara'ya davet edildi, ardından Van'da inzivaya çekildi.
  • 1925–1926:* Burdur'a, oradan Isparta'nın Barla köyüne sürgün edildi; Risale-i Nur yazılmaya başlandı.
  • 1935–1949:* Eskişehir, Kastamonu, Denizli, Emirdağ ve Afyon'da hapis, sürgün ve gözetim yılları.
  • 1956:* Risale-i Nur'un matbaada basılmasının önü açıldı.
  • 23 Mart 1960:* Urfa'da vefat etti.

Son yılları ve vefatı

1950'den sonra ülkedeki siyasi ortamın değişmesiyle üzerindeki baskılar kısmen hafifledi. Hayatının bu son dönemi Üçüncü Said dönemi olarak anılır. Bu yıllarda Isparta ve Emirdağ'da talebeleriyle birlikte oldu; Risale-i Nur'un yeni harflerle basılıp yaygınlaşması da bu döneme rastlar.

Said Nursî, 23 Mart 1960'ta, Ramazan ayında Urfa'da vefat etti ve Halilürrahman Dergâhı'na defnedildi. Aynı yılın temmuz ayında, 27 Mayıs darbesinin ardından naaşı kabrinden çıkarılarak bilinmeyen bir yere nakledildi. Kabrinin yeri bugün hâlâ kesin olarak bilinmiyor.

Eserleri: Risale-i Nur Külliyatı

Said Nursî'nin en büyük mirası, yaklaşık otuz yılda kaleme aldığı Risale-i Nur Külliyatı'dır. Külliyat; Sözler, Mektubat, Lem'alar, Şualar, Mesnevî-i Nuriye ve İşârâtü'l-İ'câz gibi ana eserlerden oluşur. Bunların yanında Münâzarât ve Hutbe-i Şamiye gibi Eski Said dönemine ait eserleri de bulunur.

Risale-i Nur'un ne olduğunu, hangi amaçla yazıldığını ve ana kitaplarını Risale-i Nur nedir? yazımızda ayrıntılı anlattık. Okumaya hangi eserle başlayacağınızı merak ediyorsanız Risale-i Nur okumaya nereden başlanır? yazımıza göz atabilirsiniz.

Said Nursî'nin fikirlerinin temel noktaları

  • Tahkikî iman:* Taklide dayanan bir imandan, düşünerek ve delille ulaşılan sağlam bir imana geçmek.
  • Kâinatı bir kitap gibi okumak:* Her varlığı, yaratıcısını gösteren anlamlı bir harf gibi görmek. Bu konuyu tefekkür nedir? yazımızda ele aldık.
  • Din ve bilimin birlikteliği:* Din ilimleriyle fen ilimlerinin birbirini tamamladığı fikri.
  • Müsbet hareket:* Haksızlığa uğrasa bile asayişi bozmadan, ilim ve hizmetle yola devam etmek.
  • İhlas ve kardeşlik:* Hizmette samimiyet, birlik ve şahsi menfaatten uzak durmak.
  • Ümit:* Ümitsizliği en büyük hastalıklardan biri saymak, geleceğe güvenle bakmak.

Ümitvar olunuz; şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sadâ, İslâm'ın sadâsı olacaktır.

Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şamiye

Bugün Said Nursî'yi neden okuyoruz?

Said Nursî'nin ele aldığı meseleler, zamanını aşan sorulardır: Ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum? Ölüm bir son mu? Bu kâinatın bir sahibi var mı? Bu sorular bugün de, belki eskisinden daha yüksek sesle soruluyor.

Risale-i Nur bu sorulara hem akla hem kalbe cevap vermeye çalışır. Bu yüzden onu okuyanlar arasında lise öğrencisinden emekliye, çok farklı yaştan ve meslekten insanlar vardır. Özellikle soruların yoğunlaştığı gençlik yıllarında bu cevapların önemi daha da artar; bunu gençler için iman eğitimi yazımızda anlattık.

Maksat 114 olarak bizim için de Said Nursî'nin eserleri, Kur'an'ı anlama yolunda en kıymetli rehberdir. Logomuzdaki kırmızı çizginin Risale-i Nur'u temsil etmesi de bundandır.

Risale-i Nur derslerimize davetlisiniz

Said Nursî'yi tanımanın en güzel yolu, eserlerini okumaktır. Bursa'daki merkezimizde her salı ve cuma günü herkese açık umumi derslerimizde Risale-i Nur'u birlikte okuyoruz. Daha önce hiç okumamış olmanız bir engel değil.

Dilerseniz önce YouTube'daki derslerimizi izleyebilir, ayrıntılar için Bursa'da Risale-i Nur dersleri yazımıza bakabilir ya da bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Sıkça sorulanlar

Said Nursî kimdir?

Bediüzzaman Said Nursî (1877–1960), Risale-i Nur Külliyatı'nın yazarı olan İslam âlimi ve mütefekkiridir. Hayatını Kur'an'ın iman hakikatlerini günümüz insanına anlatmaya adamıştır.

Said Nursî nerede doğdu, nerede vefat etti?

1877'de Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde doğdu; 23 Mart 1960'ta Urfa'da vefat etti.

Bediüzzaman ne demek?

Bediüzzaman, "zamanın eşsiz güzelliği, zamanın harikası" anlamına gelir. Bu lakap Said Nursî'ye genç yaşta, ilmi ve hafızası sebebiyle verilmiştir.

Eski Said ve Yeni Said ne demek?

Said Nursî'nin hayatı genellikle üç döneme ayrılır. Eski Said, ilim tahsili ve toplumsal meselelerle geçen yıllardır. Yeni Said, 1920'lerden itibaren bütün gayretini iman hakikatlerine yönelttiği dönemdir. Üçüncü Said ise 1950'den vefatına kadar olan son yıllarıdır.

Said Nursî'nin kabri nerede?

Urfa'da Halilürrahman Dergâhı'na defnedilmiş, ancak Temmuz 1960'ta naaşı çıkarılarak bilinmeyen bir yere nakledilmiştir. Kabrinin yeri kesin olarak bilinmemektedir.

Bu konuları birlikte konuşalım

Salı ve cuma günleri Altınşehir'deki merkezimizde herkese açık derslerimize bekleriz. Merak ettiğiniz bir şey varsa bize yazın ya da arayın.